20 Nisan 2013 Cumartesi

Erasmus'da Gezi Olayları

Herkese merhabalar:)
Erasmus'a gelip de 2 aydır Polonya dışına çıkmamaktan sıkılmıştık ve küçük bir batı Avrupa turu yaptık. Şimdi diyeceksiniz bu kız nasıl gezdi oradan oraya gitti parası nasıl yetti falan diye. Ryanair diye Avrupa içi ucuz uçuşlar yapan bir firma var onun sayesinde ucuza gidip gelebildik. Ancak bahar döneminde fiyatlar 2 katına çıkıyor ve biletleri önceden almak da çok önemli. Mesela biz Barcelona'dan Paris'e sadece 10 Euro'ya uçtuk. Ryanair Erasmus öğrencilerinin 1 numaralı gezi aracı anlayacağınız. Ancak hiç bir şey mükemmel olmadığı gibi onun da bir takım sıkıntıları var.
Öncelikle kabin bagajı dışında bir şey götüremiyorsunuz, tek bir çanta olmak zorunda. Sırt çantası + kol çantası taşıyorsanız kol çantanızı sırt çantanızın içine koyup öyle geçebiliyorsunuz. Bu çanta çok geniş olmamalı ve 10 kg ağırlığı geçmemeli aynı zamanda. Uçak seyahati olduğundan ötürü tabi sıvı kuralları da var. Kremler dahil 100 ml'yi geçmemeli yanınıza getirdiğiniz sıvı şeyler. Şampuan ve krem koymak için özel boş şişeler ve kaplar var Rossmann'da. Oradan aldıklarımız çok işimizi görmüştü mesela.
Ryanair'de check-in'i online yapmak gerekiyor çünkü ücretsiz. Check-in yaptıktan sonra biletin çıktısını alıyorsunuz yada pdf olarak kaydedip sonradan alınabiliyor.
Uçağa sürekli inip binmek sıkıcı gelebilir ama çok daha hızlı ve az yorucu olduğundan avantajlı. Interrail ile de Avrupa gezilebilir ama yorucu ve çok daha pahalı.
Gitme aracı seçildikten sonra sıra geliyor kalacak yerlere. Hostelworld.com ya da hostelbookers.com'dan isteğinize göre gideceğiniz şehirde hostel ayarlayabiliyorsunuz. İnternetten ayarlarken toplam ücretin %10'unu karttan çekiyor geri kalanını da oraya gittiğinizde ödüyorsunuz.
Hostellerde özel odalar da var, yurt şeklinde toplu odalar da var. Yurt şeklinde olanlar daha ucuz olduğundan öğrenciler tarafından onlar tercih ediliyor. Odalar 4 ila 12 kişilik arasında değişiyor. Çok rahat değil ama ucuz bir yol.
Genel hatları ile bilgi verdikten sonra Barcelona ve Paris yazılarımı yazmaya başlayayım şimdi:)

6 Nisan 2013 Cumartesi

Lublin'e Gidiş - Dönüş

Herkese merhaba.
Aslında bu yazıyı çok daha önce hazırlamam gerekiyordu ama şu aralar gezi yazısı hazırlayamadığım için aklıma gelmişken yazayım dedim. Hemen sıralıyorum alternatifleri aşağıda.
-Direkt Varşova'ya gidiş: Türkiye'den Polonya'ya İstanbul ve Ankara üzerinden gidilebiliyor. THY ile İstanbul'dan direk 2 saat 40 dk'ya gidiyor ama Ankara uçuşları Sabiha Gökçen aktarmalı. Toplamda 1 gün sürüyor. Varşova'ya indikten sonra Polskibus ile yada PKP trenlerle Lublin'e ulaşabilirsiniz.
Polskibus saatini iniş saatine göre ayarlamak için websitesine bakmak gerek. Biletler internet üzerinden alınıyor yada otobüs kalkmadan kısa bir süre önce şöförden alabiliyorsunuz. Her türlü mağdur kalma ihtimaline karşın internetten alınmasını tavsiye ederim. Türk bankamatik kartlarıyla alınabiliyor. Bu da websitesi:   http://www.polskibus.com/en Bu arada yolculuk 3 saat sürüyor.
Trenle gelmek daha kısa sürüyor eğer aktarmasız tren bulursanız. 2 saat 35 dk gibi bir sürede gidiyor. Polonya içi trenlerin saatlerini kontrol edebileceğiniz websitesi: http://rozklad-pkp.pl/bin/query.exe/en?ld=s38&OK#focus Biletler tren istasyonundan alınıyor. Havaalanından trenle yada taksiyle Centralna istasyonuna kısa sürede gitmek mümkün.
Direkt gidiş çok rahat, kısa sürüyor ama pahalı. Polonya hava şirketi LOT ve THY'yi kontrol edip hangisi ucuzsa onu almanızı öneririm. Gidiş-dönüş almak da ucuza gelecektir tabiki. Para sıkıntı değilse ben direkt gitmeyi öneririm her zaman.
Bunun dışında başka gidiş yolları da var.
-Berlin Schönefeld üzerinden gidiş: Pegasus'la Berlin'e uçuşlar orta düzeyde fiyata sahip ve hemen hemen her gün uçuş var. Berlin'e indikten sonra yine Polskibus ile önce Varşova'ya gitmeniz gerekiyor. Eğer erken alırsanız bu yol ile ucuza gelmek mümkün. Polskibus Berlin'den Varşova'ya 9 saat 30 dk gibi bir sürede gidiyor. Sonrasında Varşova'dan Lublin'e gelmek var tabi. Uzun sürdüğü için tercih edilmeyebilir ama fiyat olarak ucuz.
-Lviv (Ukrayna) üzerinden geliş: Bu da benim İstanbul'a dönüş bileti araştırırken keşfettiğim bir geliş şekli. Ukrayna Lviv'e Pegasus'la gidiş gayet ucuz. Ukrayna Avrupa birliği üyesi değil ama Türk vatandaşları vizesiz girebildiği için sıkıntı değil. Şimdi ben Lviv'e gittim oradan nasıl gideceğim diyeceksiniz. Lviv'den Lublin'e otobüsler var .http://www.sindbad.pl/en/1712/about_us Bu websitesinden inceleyebilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 7 saat sürüyor ama sınırda tahmin ettiğinizden daha fazla bekleyebilirsiniz. Lublin'e giderken sıkıntı olmaz ancak giderken uçak kaçırma riski göze alınmamalı o yüzden bir gün öncesinden yola çıkılmalı.
Bunların dışında da alternatifler mevcuttur mutlaka ama en popülerleri bunlar.

19 Mart 2013 Salı

LUT Dersler

Merhaba.
Ne zamandır yazmıyorum, biliyorum. Yazacak bir şey yok şu sıralar. Havalar tam ısınıyor dedik, yine kar geldi. Gezemiyoruz, hiç bir şey yapamıyoruz doğru dürüst dışarıda.
Bu arada benim buraya 2 numaralı geliş amacım olan dersler başladı. Dersler başlamadan önce danışmanımız olan Andrej Smolarz'a Türkiye'de seçtiğim derslerin olduğu Learning Agreement'ı imzalattım. Bazı arkadaşlara sorun çıkardı o yüzden ona sinir olanlar var. Aslında iyi birisi ama bazen bir dediği ötekini tutmuyor. Computer Architecture dersine o giriyor. Geçen hafta başladı o ders ve daha uyku getirici olamazdı.
Buradaki hocaların hemen hemen hepsi sınav yapmıyor, proje ödevi + sunumla dönem sonu notunu veriyorlar.
Benim olduğum fakültenin adı Electrical Engineering and Computer Science. İstanbul'dayken o fakülteden 4 ders almıştım. Sırasıyla bahsedeyim hepsinden.
Yukarıda bahsettim birinden, Computer Architecture. Sözel ders. Hocanın ingilizcesi biraz tuhaf ve ses tonu değişmeden anlattığı için uykumuzu getirdi. Ders mayıs sonu-haziran başı gibi bitecekmiş. Buradaki bütün dersler mayıs sonunda bitecek.
Computer Networks isimli derse çok sempatik bir hoca giriyor. O da bu haftadan sonra ders yapmayacak, proje ve sunum konularını verdi, 20 Mayısta teslim edeceğiz. Sunumu kolay da projesi biraz zorlayacak gibi geldi ama paskalya tatilinde gezmeyip projeler üstünde çalışacağım bende.
Databases diye bir ders var, hocası hakkında aldığımız duyumlara göre dersine girenleri tanıması çok önemliymiş sonra dönem sonunda "sen benim öğrencim değilsin" diyebiliyormuş. İlk hafta bunu doğrulayan bir şey yaptı. Yoklama aldı. Çoğu hoca burada yoklamaya önem vermiyor aslında. O da proje verdi, projeyi her hafta okulda adım adım yapacakmışız.
Nasıl olacağını en çok merak etmiş olduğum derslerden biri de Object Oriented Programming. Orta yaşlarda sevimli bir bayan hoca giriyor dersimize. İlk dönem almasaydım bu dersi "onu oraya niye yazdı, ne işe yarıyor" gibi kafamda deli sorular olabilirdi. Bu dersten de proje yapacağız. Konusu hakkında bir fikrim yok sanırım biz belirleyeceğiz.
Bizim fakülteden 4 ders alıyorum demiştim. Fakültede bilgisayarla ilgili bu aldıklarım dışında ders yok. Sevgili okulum haklı olarak son dönemim olduğu için 30 krediyi tamamlamamı istedi o yüzden 3 tane dersi de Faculty of Management'dan alıyorum. İstanbul'da olsaydım alacağım alan dışı seçmeli dersler gibi bir şey aslında.
Dersleri sıralamak gerekirse; içlerinden en sevdiğim Computer Science in Management. Derste ofis programlarıyla yani şimdilik Excel'de bir şeyler yapıyoruz. Ders iki grup halinde işleniyor. İlk grup kalabalık. Ben ikinci gruptayım, derste 5 kişiyiz, hoca hepimizle teker teker ilgileniyor. Çok ilgili, yardımcı olmayı seviyor ve kültürümüze meraklı. İlerleyen haftalarda bizden kendimizi ve ülkemizi tanıtan bir sunum istedi.
Bu fakülteden aldığım bir başka ders de Quality Management. Sınıf arkadaşlarımın anlayacağı üzere bildiğin Toplam Kalite Yönetimi. İlk derste hoca bir kağıt dağıtmış herkes okuyup arkasındaki soruları cevaplamaya çalışıyordu. (Biz derse biraz geç gittik 15 dk kadar sınıfı aramıştık...) Ders sonunda hoca cevapları topladı. Sıkıcıydı.
Son ders ise Ethics diye bir ders ama hocasını bulamıyoruz resmen. Mail atmış kaç kişi dönmemiş falan. Anlayamadık bu ders napacağız.
Derslerin durumu böyle. Ufaktan projelere başlamak lazım aslında ama işte öğrenci her yerde öğrencidir ve işini son güne bırakır:)


9 Mart 2013 Cumartesi

LUT Yurtlar

Hello again.
Buraya gelmeden önce en çok merak ettiğim konulardan biriydi. Yurtlar nasıl, ortam nasıl vs. Şimdi ben hepsini yaşayıp gördüğüme göre benden sonra geleceklerde bilsin istiyorum.
Yurtlar karma. Odalar değil neyse ki. Bu önceleri sıkıntı olmuştu kendimizi rahat hissedemiyorduk, hala rahat değiliz gerçi ama alıştığımız için ilk günden daha normal geliyor bize.
Hadi yurtları karma yapıyorsunuz, wc ve duşları kız-erkek diye ayıralarmış dedik ama Avrupa'nın öğrenci yurtlarında durum böyleymiş.
Odalar 3 kişilik. Herkese yetecek kadar dolap ve çalışma masası var. Odanın giriş kısmının bir tarafında lavabo ve dolaplar (buzdolabı da oluyor çoğu odada biz şanslılardanız) diğer tarafında da giysi dolabı var.
Daha önce bahsettiğim gibi wi-fi yok o yüzden router aldık. Eğer tek bilgisayar kullanılacaksa MAC adresi değiştirip kullanılabiliyor. Her yurdun bi IT'cisi var ona gidip alıyorsunuz.
Odalarda ocak yok, mutfak ortak. Bir şey pişirmek isteyen tenceresini tavasını alıp oraya gidiyor.
Çamaşır odaları var her katta. Her kattaki odanın 2 anahtarı var, biri odalardan birinde duruyor diğeri de girişte resepsiyonda duruyor. Ütü ve elektrik süpürgesini de girişten alabiliyoruz.
Isınma sorunumuz yok kaloriferler her zaman yanıyor.
Yurtların kampüsün içinde olması da ulaşım sorununu ortadan kaldırıyor.
Yurtlar yaşanmayacak kadar kötü değil ama çok iyi de değil. Burada özel yurtlarda var ama aylığı 650 zloty. Burada biz 4,5 aylık ücret olarak 1800 yatırdık. Özel yurtlara göre çok iyi ama rahatınıza düşkünseniz ve bütçeniz de varsa özel yurt tercih edilebilir. Bence sosyalleşme açısından okulun yurdu daha iyi. Çoğu Erasmus öğrencisiyle yurtta tanıştım.
Yurtların durumu böyle. Çok şey bekleyerek gelmeyin tabikide ama burada en ucuz konaklama okulun yurdu.
Lublin'den sevgiler, görüşmek üzere:)

3 Mart 2013 Pazar

Varşova Gezisi

Herkese merhabalar.
Dün Varşova'ya gittik. Polskibus ile sabah 05:00'de çıktık buradan. Yolculuk yaklaşık 3 saat sürdü 8'e doğru Varşova'da indik. İndiğimiz yerden metroya bindik şehir merkezine gitmek için. Buranın metrosu yerin 7 kat dibinde değil. Bir kat aşağı indik ve telefon, internet falan çekiyor. Bizim bindiğimiz Wilanowska istasyonuydu, oradan şehir merkezine gitmek için Miociny yönüne giden metroya binp Centrum durağında inmek gerekiyor.
Şehir merkezinde indik bizi direk The Palace of Culture and Science karşıladı. Aşağıda objektifimden bir kare görüyorsunuz:)

İlk olarak sabahın 8'inde gittiğimiz için kahvaltı yapmak istedik. Starbucks gördük ve en azından bildiğimiz bir yerde kahvaltı edelim dedik. Starbucks'da kahvaltımızı yaptıktan sonra dolaşmaya başladık. Önce fotoğrafta gördüğünüz yere gittik. 30. katta seyir terasına çıktık. Öğrenciye 10zl ücreti var. Asansörü çok hızlıydı ve 20 saniyeden az bir sürede 30. kattaydık ama ani çıkış hafif bir uçak etkisi yaratıyor kulaklarda.
Terastan şehir çok güzel gözüküyordu. Her açıdan baktık şehre. 



Bu fotoğraflarda şehirin yukarıdan görünümleri. Teras gezisinden sonra Old Town'a gidelim dedik. Otobüse bindik ve Nowy Swiat durağında indik. Old Town'u baştan sonra pek gezemedik. Aslında hava güneşliydi ama yine de soğuk olduğundan ortasında geri döndük. 
Varşova'ya gelmişken şu meşhur Türk restorantı Maho'ya gidelim dedik. Onun içinde tramway'a binip Hynka durağında indik. 7 ve 9 no'lu tramway'lar geçiyor. Centrum'a uzak biraz 15 durak falan var. Maho'ya gidip karnımızı bir güzel Türk et yemekleriyle doldurduktan sonra Centrum'a geri döndük. 
Centrum'a deli gibi geri dönmek istiyordum çünkü Hard Rock Cafe oradaydı. İçinde oturamadım maalesef  bazı sebeplerden ötürü (Bilalciğim gelseydi iyiydi de onunla da gideceğiz kısmetse:)) ama Rock Shop kısmını dolaştım. T-shirtler, sweatshirtler, penalar, anahtarlıklar vs. bir sürü şey vardı. Kendime tatlı bir t-shirt aldım. Dönmeden tekrar uğramayı düşünüyorum hediyelikler için. 



Özellikle gece çooookkkkkk güzel görünüyor:)
Fotoğraftan anlaşılacağı üzere Hard Rock Cafe orada Zlote Terasy isimli değişik mimarili bir AVM'nin altında. Değişik mimariden kastım aşağıdaki dalga şeklindeki dış yapı.

AVM'nin içi de büyük ve güzel. Çoğu mağaza mevcut. Beni ilgilendirenler Zara ve saz arkadaşları bir de MAC'di. Teknolojik olarak ilgilendirenlerde iSpot isimli Apple Store ve Saturn. Özellikle benden iPhone 5 isteyen arkadaşlarıma sesleniyorum. Aynı fiyat. Tamamen aynı değil tabi, 100-150 TL farkediyor. 100TL'yi de ülkeye giriş yaptığımda IMEI kaydı için zaten vereceksiniz o yüzden hiç bir farkı olmayacak.
Zlote Terasy'de 4-5 saat durduk çünkü çok yorgunduk ve otobüsümüz 21:25'de kalkıyordu.
Giderken yine metroyla Centrum'dan Wilanowska'ya döndük oradan da Polskibus'a bindik Lublin'e geri dönmek için. 
Lublin'den sonra Varşova çok renkli geldi. Gezip görülmesi gereken şehirlerden biri bence. Havalar azıcık düzelsin Krakow'a da gitmek istiyoruz. Darısı gezme hayali olan herkesin başına. Yazımı burada bitiriyorum, herkese sevgiler:)

1 Mart 2013 Cuma


Herkese yeniden merhaba. 
Buraya geleli yaklaşık 15 gün oldu. Şimdilik günlerimiz güzel geçiyor. Hava soğuk. 1 haftadır kar yağdığını görmedik ama yerdeki kar gitmedi. Mart ayında kar gidiyormuş burada.
Hava durumundan sonra gelelim neler yaptığımıza. Oryantasyon haftası içinde yazı yazmıştım ama tek tek neler yaptığımızı özet geçecek olursak:
Pazartesi günü tanışma toplantısı ardından şehir gezisi vardı.
Salı günü buz patenine götürüyorlardı ama biz gitmedik.
Çarşamba günü daha doğrusu akşamı bar gezisi vardı, ona da gitmedik. Çoğu barlar birbirinin aynısı. Tek merak ettiğim Rock barlar ve Irish olanlar. Onları da kendimiz keşfedeceğiz.
Perşembe günü City Game diye bir oyun vardı. Polonya kültürü ile alakalı bir oyundu. Evet ona da gitmedik. Akşam okulun içindeki kareoke barda parti vardı ama doğru düzgün kimse gelmedi bizde buranın en güzel gece kulüplerinden biri olan Shine’a gittik. Ayrıca o gün Magda bizi oturma izni almaya götürdü. 3 aydan fazla kalabilmek için gerekiyormuş. Haftaya tekrar gideceğiz bize bir numara verecekler, onu aldıktan sonra pasaportu her dakika yanımızda taşımamıza gerek kalmayacak. 
Cuma günü Go-Kart vardı. Buna gidecektik ama buluşmaya geç kaldık o yüzden gidemedik.
Cumartesi günü ise Fantasy Park’ta Welcome Erasmus Party vardı oldukça güzel geçti.
Pazar günü Cumartesi gecesinin yorgunluğunu attık sanırım 13:00’e kadar uyuduk.
Bu hafta da öğrenci kartı çıkartma, hocalarla konuşup dersleri ayarlama gibi sıkıcı işlerle geçti.
Dersler hala başlamadı adam akıllı. Haftaya başlayacakmış.
Bugün (yani dün) Magda bizi Underground Route adı altında tarihi bir geziye götürdü. Yer altında modeller ve rehber aracılığıyla Lublin’in tarihi hakkında bilgi aldık. Güzel geçti. Geziden sonra Magda bizi pizza yemeye götürdü. Tavuklu, mantarlı değişik bir pizza aldık, oldukça büyüktü.
Bunların dışında yine internetin, Facebook’un, Twitter’ın başındayım. Alıştın mı sorusunu çok alıyorum cevabını vereyim; alıştım. Şu soğuk havaya bile alıştıysam düşünün gerisini. Aslında yazacak pek bir şey yoktu son günlerde ama yine de yazmak istedim.  
Lublin’den sevgilerle, görüşmek üzere:)

21 Şubat 2013 Perşembe

Polonya'dan İzlenimler

Merhaba.
Burası Türkiye'den çok farklı tabiki de. Böyle maddeler halinde sıralamak gerekirse;
AVM girişlerinde güvenlik yok. İlk gireceğimizde elimde omzumdan çıkardığım çanta ile güvenlik aradım ama yok.
Yol bomboş olsa bile yayaların kırmızı ışıkta geçmesi yasak. Geçince hemen yakalıyor polisler. İnsanların çoğu (sarhoş olmadıkları sürece) kurallara uyuyor.
İnsanlar birbirine çok saygılı, trafikte doğru dürüst korna sesi duymadım bile. Sakin ve sessiz.
Yaya geçidinden geçerken arabalar yavaşlayıp duruyorlar. Özellikle İstanbul'dan gelenler olarak bunu çok tuhaf karşılıyoruz. Bilal diyor, alışırsak İstanbul'a döndüğümüzde hepimiz ölüyüz diye.
Marketlerde poşet almak ücretli. Her zaman Magda arabayla götürüremiyor bizi o yüzden yanımıza poşet alıp çıkıyoruz alışverişe.
Sokak köpeği, kedisi burada yok gibi bir şey. Hiç başı boş köpek görmedim. Dün de ilk defa kedi gördüm. Güvercini çok ama.
Otobüsleri ve troleybüsleri var. Burada akbil tarzı bir şey yok. Bilet alıp kullanıyorsunuz. 3 aylık kart tarzı bir şey varmış ama otobüs sürekli kullandığımız bir şey değil. Hava güzel olduğu sürece yürüyoruz, her yer birbirine yakın.
Bira çok ucuz. İnsanlar sürekli bira içiyor. Barlar, gece kulüpleri dolu var. Hepsini keşfe çıkamadık. Okulun içinde Kazik diye bir yer var, kareoke yapılan bir bar. Bugün orada ESN Card party var.
Sports bar adı verilen barlarda maç izlemek ücretsiz ama özel oda kiralarsan 5 zloty ücreti var. Dün gittiğimiz Tifosi adı verilen barda GS - Schalke maçı için oda kiralamışlardı.
Kebab adı altında bir sürü dönerci var. Sırf bizim cadde de 3 tane var. Bir tanesini denedik (tavuk döneri) tadı pek tavuk gibi gelmedi, hindi gibiydi sanki.
Burada daha önce dediğim gibi her yer birbirine yakın. Hava soğuk olmasa gezmek daha kolay gelecek ama soğukta çok çıkamıyoruz.
Halkın çoğu İngilizce bilmiyor. Yurtta resepsiyondaki kadın İngilizce bilmiyor ya çok tuhaf. Neyse ki mentorlarımız var. Magda çok güzel İngilizce konuşuyor, arada Türkçe kelimelerde söylüyor bayılıyoruz:)
Öğrenci kartlarımızı alınca Varşova'ya gitmek istiyorum, bizimkiler de gelir heralde. Hard Rock Cafe, warszawa centralna tren istasyonunun yanındaydı. Geldiğimiz gün gördüm. Bir an önce gitmek istiyorum. T-shirt alacağım.
Yukarıda adı geçen ESN Card (Erasmus Student Network) bazı partilere ücretsiz girmemizi, bazı cafelerde indirim almamızı sağlıyor. Bazı havaalanlarında ve otellerde de indirim sağlıyormuş ve Avrupa'nın çoğu yerinde geçiyor.
Aslında bir çok şey daha vardır da şimdilik aklıma bunlar geldi. İzlemede kalın. Sevgilerle...